Fantastik çağ

Karanlık uyanıyor, aydınlık ise savunmada. Peki sen neredesin?
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Karşılaşma

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
Lucas Crowley
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98
Mesaj Sayısı: 215

MesajKonu: Karşılaşma   C.tesi Ağus. 06, 2011 10:53 pm



Minerva Rodeline - Lucas Crowley
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Minerva Rodeline
Veliaht Prenses & Ressam
Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95
Mesaj Sayısı: 185

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   C.tesi Ağus. 06, 2011 11:16 pm

Adımlarım gittikçe sıklaşıyordu. Bir an önce muhteşem döşeli hapishanemden yeterince uzaklaşmak ve yalnızlığımla başbaşa kalmak istiyordum. İki yüzlü dadılar, rüşvet yiyen muhafızlar ve en kötüsü de mendebur suratlı analığım! O surak dimağımda canlanınca koşaradım yürümeye başladım. Çizim malzemelerimi koyduğum rengi solmuş heybem, son moda, ışıltılı, prenseslere layık bebe mavisi elbisemin eteklerine vuruyordu.

Ne kadar yürüdüğümü kestiremediğim bir anda durdum. Nefes nefese kalmıştım fakat yeni oradaydım. İki dağ arasında orta büyüklükteki bir vadi keşfetmiştim genç kızlığımda. Ne zaman saraydan kaçmak istesem -ki bu sık yaşanılan bir şeydi- buraya gelir ve durmaksızın çizerdim. Usulca vadinin ortasına doğruyürürken belimdeki heybeyi başımın üzerinden aşırıp elime aldım ve diğer elimle pelerinimin düğümünü çözüp onu serbest bıraktım. Olduğum yere çöküp kağıtlarımı dizlerime yerleştirip karşımdaki manzaranın resmini yapmaya koyuldum. Fakat bir süre sonra gözümün bir yere daldığını hissettim. Ellerim kendi kendine oynuyor, hiç görmediğim bir yerin, bir hanın resmini çiziyordu, hem de tüm ayrıntılarıyla. Kendimden geçmiş gibiydim. Resmi bitirdiğimde sanki onu yapan ben değilmişim gibi incelemeye koyuldum ve bir ayrıntı, sırtımdan aşağıya soğuk terlerin akmasına sebep oldu. Barda oturan bir adam... Bu adamı bir yerden tanıyordum. Hayatım boyunca kabuslarım dışındaki rüyalarıma giren adamdı bu. Sürekli aynı rüya... Tapınak gibi bir yerin bahçesinde el ele tutuşan iki insan... Biri ben diğeriyse... Lucas... Beynime kazınmış beş harf... Hayatım boyunca tanışmayı beklediğim adam belli ki bir handa kalıyordu. Saçma sapan bir hayal olmasına rağmen bu hayale sıkı sıkıya tutunup hırsla ayağa kalktım ve hemen toplandım. Pelerinime uzanırken peşimdeki askerleri çoktan atlattığımı fark ettim ve şehir merkezine doğru yola çıktım.

Merkeze vardığımda yanıma bir kese altın almanın gerçekten hayatımı kurtardığını fark ettim. Başlangıçta elimdeki resmi bir kaç kişiye gösterip neresi olduğunu öğrenmeye çalıştım. Sonunda bir arabacı buranın Erebor Krallığı'ndaki bir han olduğunu ve cüzi bir ücret karşılığı beni oraya götürebileceğini söyledi. Ona teşekkür edip arabaya bindim ve bir süre sonra Erebor'a, bahsi geçen hanın tam karşısına vardım.

Arabacıya parasını ödedikten sonra ürkek adımlarla içeri girdim. Burası baya gürültülü ve bir kadının asla bulunmaması gereken bir yerdi. Pelerinimin şapkasının siperliğinde etrafı taradım ve onu gördüm. Ürkek adımlarla yanındaki boş iskemleye oturdum ve düşük alkollü bir içki istedikten sonra göz ucuyla onu süzmeye başladım.

______________________________


Lucas bana baktı ve...:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://godfather-rpg.turkforumpro.com/
Lucas Crowley
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98
Mesaj Sayısı: 215

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 12:03 am

Bardaklar çarpıştı bir kez daha. Kahkahalarla güldüm. Böyle bir ortamda gayet iyi eğleniyordum. Masaya birkaç altın daha bıraktım. "İçkileri tazele Jo. Uzun bir gece olacak." Sözlerim kükreme karışık alkış ve gülmeyle karşılandı. Gelen yeni içkilerden içtim biraz sonra da masaya vurarak koydum. Birbirimize bakıp sırıttık arkadaşlarımla. Gayet güzel bir gün geçiriyorduk. Tabi her zaman böyle bir günü bozacak bir durum oluyordu. Biz komik anılar anlatıp gülerken yanında iri yapılı bir adam duran ihtiyar gözünü dikmiş bana bakıyordu. Önce umursamamıştım fakat gözünü ayırmayınca bağırdım hanın bir ucundan onun tarafına.

"Hey ihtiyar. Ölmek mi istiyorsun?" Herkes susup kavga çıkmasını bekleyerek bize baktı. Ben sırıtarak bardağımdan içki yudumladım biraz daha. Buraya her gelişimde kavga çıkardı. Sanırım bu konuda yetenekliyim. Tabi tüm bu neşemi ihtiyarın sözleri böldü. "Ona çok beniyorsun. Elf pr..." Hızla ayağa kalktım ve şişeyi kapıp yaşlı adama fırlattım. Sözünü bitirmesine izin veremezdim. Yanımdakiler çocukluk arkadaşlarım olduğundan durumu biliyorlardı. Fakat diğerleri anlamamıştı. Öfkeyle ihtiyara bakarken şişe yanındaki adamın kolunu sıyırdı. Siyah saçlı adam dönpü baktığında kavga çıkacağı kesin olmuştu. "Senin derdin ne?" Ayağa fırladım ve adama doğru ilerledim. O da kalkmıştı. Burada olacak kavga kılıçsız güzel bir dövüş olacaktı. Ve karşılıklı dururken ilk yumruk atıldı. Oturdukları masayı devirip ayağa fırlayan arkadaşlarım kavganın tüm hana yayılmasına sebep oldu.

Adama vurmak için hareketlenmişken gözüm ihtiyara kaydı. Hala bana bakıyordu. Tabi bu sırada ilk yumruğumu yemiş ve geri sendelemiştim. Barın kenarına çarptım ve hancıya bir şişe gösterip bana vermesini istedim el hareketiyle. Adam uzatıncada kafama diktim şişeyi. Tabi koca şişeyi indirdiğimde bana doğru koşan o adamı görünce kenara koydum ve üzerine atıldım. Bir kişi camdan dışarı fırlatılmıştı. Adama güzel bir yumruk daha attım geri doğruldum o şişeyi alabilemek için. Tabi aynı anda yerdeki adamın tekmesini yedim ve direk bir masanın üzerine uçtum. Kafamı kaldırdığım an onu gördüm. Sarışın kadın. Hey bir kadının burada ne işi vardı? Özellikle bu gece. Diğer zamanlar girebiliyorlardı fakat bazı geceler... Aynı anda onu tanıdım. Bu rüyalarımdaki kadındı. Normalde kabuksa benziyorlardı ama böylesine güzel bir kadın varken nasıl kabus denilebilirdi ki? Gözümü dikip ona şaşkınca baktım bir süre. Sonra bana doğru geleni görünce masanın üzerinde ayağa kalkıp adamın üstüne atladım. İkimizde yere yuvarlandık. Kavga büyüyordu ama acaba o kız kimdi ve neden buradaydı?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Minerva Rodeline
Veliaht Prenses & Ressam
Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95
Mesaj Sayısı: 185

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 12:18 am

Uzun zamandır aynı masada oturuyor, aynı içkiyi minik yudumlarla içiyor ve o adamı süzüyordum. Küp gibi sarhoş olmalıydı. Gereksiz yere gülüyor, insanlaralaf atıyor ve sanki kavga çıkmasını gözlüyor gibiydi. Nitekim hislerimde yine yanılmadım. Hanın öteki ucunda oturan orta yaşlı bir adama dönüp "Hey ihtiyar. Ölmek mi istiyorsun?" dedi. Adamın onu izlediğini yeni fark etmiştim. Usulca o tarafa dönüp adamın karşılık vermemesi için dua ettim. Çünkü herhangi ters bir cevabın kavga başlangıcı olacağından emindim. Nedense, tanımadığım bu adamın zarar görme ihtimali ruhumu daraltıyordu. Maalesef beklenen cevap gecikmedi: "Ona çok beniyorsun. Elf pr..." Yaşlı adam sözünü bitiremeden söz konusu genç onun üzerine saldırdı ve kıran kırana bir kavgaünın ortasında kaldım bir anda. Ne yapacağımı bilemeden bir oraya bir buraya bakıyor, uçuşan şişelerden kendimi sakınmak için başımı eğiyor ve yerimden kıpırdayamıyordum.

Aniden izlediğim genç adam benim oturduğum masanın üzerine düştü. Kendini toparlamayaçalışırken birden gözü bana takıldı ve en az benim kadar şaşkın gözlerle yüzüme bakmaya başladı. O da beni rüyasında görmüş müydü? Saçmalıyordum. Ama o an, rüyamın tüm ayrıntıları gözümün önünde canlandı. Yere düşüşüm, onu görüşüm, bana doğru gelmesi, dokunuşu, ellerimi tutması , ismimi sorması... Her şey... Bu an pek de uzun sürmeyecekti tabi. Genç adam hiç vakit kaybetmeden kavgaya geri döndü. Bir şeyler yapmalıydım. O karmaşadan yararlanıp hızla masann birindeki boş şişeyi aldım ve minik bir haykırışla genç adamın boğuştuğu adamın kapasına bindirdim. Ardından yerde yatan adamın elini tuttuğum gibi ayağa kaldırdım ve yine karmaşadan yararlanarak dışarı çıkardım. Handan biraz uzaklaştıktan sonra nefes nefese kalmış bir şekilde adamın suratına baktım. Kaşı ve dudağı patlamıştı ve kolunda bir kaç cam kırığı vardı. En saygılı halimi takınarak nefesimi kontrol etmeye çalıştım ve 'Eğer izniniz olursa yaralarınızı tedavi etmek isterim.' dedim.

______________________________


Lucas bana baktı ve...:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://godfather-rpg.turkforumpro.com/
Lucas Crowley
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98
Mesaj Sayısı: 215

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 12:41 am

Kavganın büyümesi harikaydı. Önümdeki adamla birbirimizin boğazına yapışmıştık. Gözüm bir arada hancı Jo'ya kaydı. Daha demin içtiğim şişeyi birinin kafasında kırıyordu. Hadi ama! Gitti güzelim içki. Aynı anda bir yumruk yedim ve sandım ki çenem çıktı. Yere yuvarlandık yeniden. Bu sefer ben altta kalmıştım. Tabi tam adamın burnunu dağıtmayı planlarken bir şişe yedi kafaya. Yan tarafa yuvarlandı. Birkaç dakika kendine gelemezdi fakat onun gibi biri daha fazla uzun baygın kalmazdı. Tam kimin vurduğuna bakıyordum ki elimden çekildiğimi hissettim. Anladığım kadarıyla kız beni uzaklaştırıyordu. Adı neydi? Şu an kendi adımı bile hatırlamadığımı düşünürsek tuhaf bir durum değildi.

'Eğer izniniz olursa yaralarınızı tedavi etmek isterim.' Bu melek gibi sesi duyunca iki büklüm soluklanmaktan vazgeçip doğruldum. Başımı hafifçe yana eğip ona baktım. Kabusum ya da rüyamdaki kızı görmek ilginçti. Tuhaf bir tesadüf işte. Ona bakıp gülümsedim ve yanağımdaki iki deliği ortaya çıkardım. Onların konusu ayrıydı ve varlıklarından hoşlanmıyordum. Fakat engel olunabilecek bir şey değildi. "Hey prenses hadi ama güzel bir kavga kaçırıyorum ve şu an yaralarım pek umrumda değil. Sen bana yarın sabah gel o zaman acil seni ararım." Yeniden güldüm ve devam ettim. "Ama senin gibi meleğe benzer bir leydinin burada ne işi var ki?" Bu söylediklerimi yarın hatırlayacağımdan şüpheliydim. Yine de sırıtmaya devam ettim.

Aynı anda arkamdaki varlığı sezdim. Reflex olarak yapılmış bir hareketle adama vurdum. Elindeki bıçak kolumu çizdi ben siyah saçlı adama bakarken. "Hey..." Son anda yanımdaki kızı hatırlayıp diyeceğim kelimeyi çevirdim. "Patates çuvalı sen ne ara uyandın?" Çizmemdeki bıçağı çektim ve ufak bir kaç çizişmenin ardından adamı yere yıktım. Tepesine binip yarın sabaha kadar baygın kalacağı bir yumruk attım. Sonrada kıza döndüm tekrar. Soluklarımı düzenlemeye çalışırken sırıttım yeniden ve üzerimi düzeltip ona kibar bir selam verdim. Koluna girip bulunduğumuz yerden uzaklaştırıp bir ağacın altına çektim onu. Ardından yalnız olduğumuzdan emin olunca ona döndüm. "Ne diyorduk?" Gülümsedim yeniden.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Minerva Rodeline
Veliaht Prenses & Ressam
Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95
Mesaj Sayısı: 185

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 12:57 am

Sözlerimi bitirir bitirmez adam kafasını kaldırdı ve gamzelerini göstererek gülümsedi. Tıpkı hatırladığım gibi... Ama birazdan aslında hatırladığım adamla hiç bir ilgisi olmayan bir serseriye çattığımı fark edecektim. "Hey prenses hadi ama güzel bir kavga
kaçırıyorum ve şu an yaralarım pek umrumda değil. Sen bana yarın sabah
gel o zaman acil seni ararım...
Ama senin gibi meleğe benzer bir leydinin burada ne işi var ki?" der demez bir kaç duyguyu aynı anda yaşamaya başladım. Öfke, hayal kırıklığı, iğrenme... Rüyalarımı süsleyen adam kavgacı, kadın düşkünü serserinin teki çıkmıştı. Tam okkalı bir cevap yapıştıracaktım ki arkasındaki yaşlı adamı fark ettim ve dehşetle dilim tutuldu. Allahtan genç adam onu fark etmişti. Tekrar kavga etmeye başlarken genç adam gülümseyerek "Hey... Patates çuvalı sen ne ara uyandın?" dedi. Ardından bıçaklar havada uçuştu ve yüreğim ağzımdan fırlamadan genç adam rakibini bayıltıp anedin kolumdan tutarak beni ilerideki ağacın dibine götürdü. Kolumu öyle çok sıkıyordu ki canımın acısından bağıramıyordum bile. En sonunda kolumu ani bir hareketle elinden kurtardım ve ters ters bakmaya başladım. O ise "Ne diyorduk?" demekle yetindi. Ellerimi belime koyup tıslarcasına konuşmaya başladım. 'Ne dediğimizi söyleyeyim bayım. Siz az önce bana karşı küstahça bir davranışta bulunup size en içten duygularımla yardım etmeye çalışan bendenizin onurunu lekelediniz. Kısacası bana... Asıldınız! Hem de çok barbarca bir tavırla! Üstelik kavgacı bir serseri olduğunuz da defalarca kanıtladınız. Size yardım etmek istiyordum ama unutun gitsin. Sadece Criuseld'e nasıl döneceğimi gösterin yeter.'

______________________________


Lucas bana baktı ve...:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://godfather-rpg.turkforumpro.com/
Lucas Crowley
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98
Mesaj Sayısı: 215

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 1:16 am

Ben kıza bakarken sakince o öfkelenmişti. Neyi vardı şimdi bunun? 'Ne dediğimizi söyleyeyim bayım. Siz az önce bana karşı küstahça bir davranışta bulunup size en içten duygularımla yardım etmeye çalışan bendenizin onurunu lekelediniz. Kısacası bana... Asıldınız! Hem de çok barbarca bir tavırla! Üstelik kavgacı bir serseri olduğunuz da defalarca kanıtladınız. Size yardım etmek istiyordum ama unutun gitsin. Sadece Criuseld'e nasıl döneceğimi gösterin yeter.' Bir an ağzım açık ona baktım. Sonrada güldüm. Ağaca yaslandım ve onu inceledim. Giysilerinden saraydan dışarı pek çıkmamış olduğu belliydi. Kafam yarı sarhoş bu güzel leydiye cevap yetiştirmeye çalışacaktım. Criuseld krallığı mı demişti o? Birkaç gün içinde oraya gitmeyi planlıyordum.

"Bana bak prenses. İlk olarak beni böyle bir handa bulup şovalye olmamı bekleyemezsin! Daha demin nasıl içip kavga ettiğimi görmüş olmalıydın. Ayrıca kafam zaten bulanmış bir durumda, zaten normal olsam bile kibar davranmam çünkü asillerden hoşlanmıyorum. Son olarak da sana henüz asılmadım. Asılsam bu daha farklı olurdu emin ol." Sonra ona yanaşıp çenesinden tuttum ve kendime çevirdim. Gülümsedim yavaşça. Ardından onu bırakıp geri çekildim. Yerlere kadar abartılı bir şekilde eğilerek selam verdim ona. "En iyisi prenses beyaz atıma atlayalım ve krallığınıza doğru gidelim. Ya da gerçek hayata dönelim ve birkaç gün sonra oraya gideceğim için sizi oraya götürebileceğimi söylememe izin verin. Yok eğer hala burnu büyüklük yapacaksanız yolu tarif edebilirim." Son kelimemle beraber görüş alanımızda olmayan fakat sesini duyabildiğimiz hanın camının kırılma sesi duyuldu. Anlaşılan birileri dışarı atılmıştı. Güzelim kavgayı kaçırıyordum.

Yenilerini çıkartmak için uğraşmam gerekliydi ve daha şimdiden bazı hanlara girmem yasaklanmıştı. Saçımı karıştırdım ona bakarken. Gecenin bir yarısı burada durmuş asilleri sevmeyen ben asil olduğu her halinden belli olan bir kızla tartışıyordum. Ejderham gölge neredeydi acaba? Tekrar ona döndüm ve merakla baktım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Minerva Rodeline
Veliaht Prenses & Ressam
Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95
Mesaj Sayısı: 185

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 1:31 am

Açıkcası beni umursamayıp yolu tarif edeceğini düşünmüştüm. O ise konuşmaya başladı. "Bana bak prenses. İlk olarak beni böyle bir handa
bulup şovalye olmamı bekleyemezsin! Daha demin nasıl içip kavga
ettiğimi görmüş olmalıydın. Ayrıca kafam zaten bulanmış bir durumda,
zaten normal olsam bile kibar davranmam çünkü asillerden hoşlanmıyorum.
Son olarak da sana henüz asılmadım. Asılsam bu daha farklı olurdu emin
ol." Öfkeden hızlı hızlı solumaya başlamıştım ki yaslandığı ağaç gövdesinden doğrulup yumuşacık bir mavi-yeşillikle -hala karar verememiştim- bana baktı ve çenemden tutup yüzümü kendininkine çevirdi. O an bazı konuşmalar geldi kulağıma. '
Belki de doğduktan sonra karşılaşırız yine." Beynimde hep aynı isim yankılanıyordu. “Merhaba. Adın ne?” Bir an bayılacak gibi oldum. Beynim bana haince oyunlar oynuyordu ve her yerde aynı isim yankılanıyordu. 'Senin ismin nedir? Lucas." Lucas, Lucas, Lucas... "En iyisi prenses beyaz atıma atlayalım ve
krallığınıza doğru gidelim. Ya da gerçek hayata dönelim ve birkaç gün
sonra oraya gideceğim için sizi oraya götürebileceğimi söylememe izin
verin. Yok eğer hala burnu büyüklük yapacaksanız yolu tarif edebilirim." dedi aniden.
Durumumu fark etmediğini umdum ve sesimin titremesine engel olamayarak 'Asillerden benim kadar nefret edemezsin. Sakın neler yaşandığını bilmeden beni görünüşümle yargılamaya kalkmayın. Ayrıca bana hakaret etmeyi ve dalga geçmeyi bırakmanızı öneririm.' Yola bir göz attım. Karanlık ve ıssızdı. 'Bu saatte tek başıma gidersem o cadı canıma okur.' diye mırıldandım. Umut dolu bir sesle Adama döndüm ve 'Beni de yanında götürmeni istiyorum. Başka bir seçeneğim yok sanırım. Lütfen Lucas.' Yaptığım hatanın geç farkına varmıştım. Kesin deli olduğmu düşünecekti. Hatasını fark etmiş bir kız çocuğu edasıyla dudaklarımı ısırıp önüme eğdim başımı.

______________________________


Lucas bana baktı ve...:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://godfather-rpg.turkforumpro.com/
Lucas Crowley
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98
Mesaj Sayısı: 215

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 1:48 am

Konuşmaya başladı ama sesi titriyordu. 'Asillerden benim kadar nefret edemezsin. Sakın neler yaşandığını bilmeden beni görünüşümle yargılamaya kalkmayın. Ayrıca bana hakaret etmeyi ve dalga geçmeyi bırakmanızı öneririm. Bu saatte tek başıma gidersem o cadı canıma okur.' Kendi bir asil olduğu halde asillerden nefret ediyormuş! Nasıl şeyler yaşadığını bilmiyordum ama sarayda kalan biri zor günler geçirmiş olamazdı değil mi? Sonra öfkelenmeme sebep olacak o düşünce geldi aklıma. Alexander! O da sarayda kalıyordu ve bu onun iğrenç şeyler yapmasını engellemiyordu. Saraydakiler her zaman kibar olmuyordu. Bunu da biliyordum. Ama hepsi kendini beğenmiş bir avuç zengindi işte. Lanet herif yine aklıma gelmişti.

'Beni de yanında götürmeni istiyorum. Başka bir seçeneğim yok sanırım. Lütfen Lucas.' Onu başımdan savmayı düşündüğüm sırada bunu söyledi. Ona dönüp baktığımda ise başını önüne eğdi. Elimi çenesine götürdüm ve başını kaldırdım. "Hey! Sen benim adımı nerden biliyorsun? Yoksa takibe filan mı aldın beni? Ya da büyücü türünde bir şey misin?" Telekinezi yeteneğim vardı ve bununla çoğu insanı korkutup büyücü olduğuma inandırmıştım. Böylece bana pek yanaşmıyorlardı. Yine de bu kızın o tarz bir şey olmadan adımı bilmesi... Yoksa o da mı aynı rüyayı görmüştü? Hadi ama bu imkansız bir şeydi. Hangi canlı buna inanırdı ki? Yine de düşündüm. O benim adımı biliyorsa ben de onunkini bilmeliyim değil mi? Kaşlarımı çattım düşünürken. Sonra tedirgin bir sesle: "Adım Minerva deme sakın bana!" Bu onunda benim gördüğüm rüyayı gördüğü anlamına mı geliyordu?

Bu tarz şeyler beni her zaman rahatsız etmiştir. Onu bırakıp geri çekildim birkaç adım. Neler dönüyordu burada? Aynı anda yerdeki ağaç köküne takıldım ve yere yuvarlandım. Doğrulup oturduğumda saçımı karıştırdım. "Kahretsin! Bu da neydi şimdi?" Ona çevrildi bakışlarım. Şaşırmamın yanında tuhaf şekilde ilgimi çekmişti kız. Yinede hiç bir şey onun büyük burunlu olduğunu değiştirmezdi. Bir şey yapmadan kendisine asıldığımı zannetmişti. Gözüm elbisesine kaydı. Kendisine yakışmıştı. Ne düşünüyordum böyle?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Minerva Rodeline
Veliaht Prenses & Ressam
Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95
Mesaj Sayısı: 185

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 2:02 am

Maalesef kırdığım potun farkına varmıştı ve tedirgin gözlerle bana bakıp çenemi tutmakta ve başımı kaldırmakta gecikmemişti. "Hey! Sen benim adımı nerden biliyorsun? Yoksa takibe filan mı aldın beni? Ya da büyücü türünde bir şey misin?" Basit düşünüyor ve basit yaşıyordu. Evet, bazı büyülü güçlerim olduğunu yadsıyamazdım, örneğin burayı bulmam gibi, fakat bunun şu anki durumla hiç bir alakası yoktu. Şu an sadece bir sapık yaftası emiştim. Onu takip mi ettiriyormuşum? Peh, laf! "Adım Minerva deme sakın bana!" Kaşları çatıldıkça çatılıyordu. Bense mutluluktan ve şaşkınlıktan bayılacak gibi olmuştum. Aynı rüyayı görmüştü. Daha doğrusu biz aynı rüyayı paylaşıyorduk.

Sanki bir ucubeymişim gibi çekti ellerini aniden ve iki adım geriye tökezleyerek ağaç köküne takılıp düştü.
"Kahretsin! Bu da neydi şimdi?" Doğruldu ve saçlarını kaıştırdı, biryandan da beni süzüyordu. Aynen rüyadaki gibi. Kendimden geçmiştim adeta. Konuşuyordum fakat neler söylediğimin farkında değildim. 'İşte bu... Aynen rüyadaki gibi. Sen geldin, yüzüme dokundun ve geri çekilip düştün.' Hemen yan tarafındaki su birikintisini göstererek çığlık atarcasına konuştum. 'İşte burada yüzüme bakmıştım. Sen de doğrulup kendi yüzüne bakmıştın ve ben tökezleyerek yanına gelip elimi uzatmıştım sana! Hatırlıyor musun! Merhaba, Adın ne? Minerva. Minerva Rodeline. Senin ismin nedir? Lucas. Hadi ama Lucas, lütfen hatırladığını söyle!' Dzlerimin dermanı kalmadığında yanına çöküp ağlamaklı bir ses tonuyla sayıkladım. 'Belki de doğduktan sonra karşılaşırız yine.'

______________________________


Lucas bana baktı ve...:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://godfather-rpg.turkforumpro.com/
Lucas Crowley
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98
Mesaj Sayısı: 215

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 2:23 am

Ben ona bakarken konuşmaya başladı heyecanla. 'İşte bu... Aynen rüyadaki gibi. Sen geldin, yüzüme dokundun ve geri çekilip düştün.' Yan taraftaki suyu gösterdi ve neredeyse bağırdı. Ben bu kızın melek gibi olduğunu nasıl düşünmüştüm? 'İşte burada yüzüme bakmıştım. Sen de doğrulup kendi yüzüne bakmıştın ve ben tökezleyerek yanına gelip elimi uzatmıştım sana! Hatırlıyor musun! Merhaba, Adın ne? Minerva. Minerva Rodeline. Senin ismin nedir? Lucas. Hadi ama Lucas, lütfen hatırladığını söyle!' Bana benim rüyamı mı anlatıyordu? Tamam onun adını bu kadar net hatırlayamamıştım çünkü hala sarhoştum. Ya da içkinin etkisi giderek azalıyordu. Birden yere çöktüğünü gördüm onun. 'Belki de doğduktan sonra karşılaşırız yine.' Ağlıyor muydu? Ne yapacağımı bilemden çevreye bakındım. Sonra da ona döndüm. Kimden yardım isteyecektim ki? Şuralarda başka bir kadın olsaydı da ona yarım etseydi. Maalesef ki ben vardım.

Ona yanaştım yavaşça. Omzuna koydum elimi. Ağlamadığını görünce ciddi anlamda rahatladım. Yine de sorunlarım hala bitmemişti. "Hey! Sakin ol prenses. Bak sakın ağlama! Şey.. Tamam ben de hatırlıyorum ama ağlama tamam mı?" Biraz dürttüm onu. Yüzüne dökülmüş bir tutam saçı kaldırdım. "Sen buraya nasıl geldin?" dedim birden çünkü onun krallığı uzaktaydı ve ben ağlayan bir kadınla ne yapacağımı bilemezdim. Biraz da konuyu değiştirmek için sormuştum. Ama rüyada da buna benzer bir şey sorduğum için her an ağlayacağını düşünüyordum. Ne demeliydim? Daha da önemlisi onu nereye götürmeliydim? Ama belli ki handa kalacaktık bu gece. İyi de oda yoktu. Son odaları biz almıştık. Anlaşılan iki kişilik odada kaldığımız için rahat olmalıydım. Arkadaşımı diğerlerinin odasına atsam... Tekrar bulunduğum ana döndüm. Çoktan kızın sorumluluğunu üzerime almıştım. Kahretsin! Ona diktim gözümü yeniden. İçimden de ağlamamasını geçiriyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Minerva Rodeline
Veliaht Prenses & Ressam
Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95
Mesaj Sayısı: 185

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 2:33 am

"Hey! Sakin ol prenses. Bak sakın ağlama! Şey.. Tamam ben de hatırlıyorum ama ağlama tamam mı?" diyerek dürttü beni. Bu çocuk kibarlıktan zerre anlamıyordu gerçekten. Gözümün önüne gelen bir tutam saçı yavaşça çekerken sordu "Sen buraya nasıl geldin?" Tedirgin olmalıydı çünkü resmen başına kalmış durumdaydım. Bir an kendime karşı dayanılmaz bir öfke duydum ve usulca kollarından sıyrıldım Lucas'ın. Bu duruma düştüğüme inanamıyordum. Yavaşça ayağa kalkıp üstümü başımı silkeledikten sonra başım dik ve mağrur bir şekilde 'Birincisi, benim adım prenses değil ve bu hitap şeklinden nefret ederim. Eğer 'saygılı' davranmak isterseniz Rodeline diye hitap edebilirsiniz. Sorunuzun cevabına gelince, ben bir kahinim. Her zamanki gibi oturup resim çizerken kendimi kaybettim ve farkında olmadan bu hanın resmini çizdim. Sizin de burada olduğunuzu fark edince duraksamadan bir arabaya atladım ve peşimdeki askerleri atlatarak buraya geldim. Eğer şimdi geri dönersem başım derde girecek, bunu biliyorum ama kimseye yük olmadım bu zamana kadar, şimdi de olmayı düşünmüyorum. Daha uygun bir han bulur orada kalırım. Siz de endişelenmek zorunda kalmazsınız. '

Bunları bir solukta söylediğime inanamıyordum. Başımla selam verip mağrur bir şekilde geri döndüm ve cevabını beklemeden yürümeye başladım. Gerçekten bol keseden atmıştım çünkü bu ülkeyi zerre tanımıyordum. Yine de bir şey belli etmeyecektim, hayır.

______________________________


Lucas bana baktı ve...:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://godfather-rpg.turkforumpro.com/
Lucas Crowley
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98
Mesaj Sayısı: 215

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 2:50 am

Ben ona bakarken birden ayağa fırladı. Üzerini düzeltti ve ben ona şaşkınca bakarken konuştu. 'Birincisi, benim adım prenses değil ve bu hitap şeklinden nefret ederim. Eğer 'saygılı' davranmak isterseniz Rodeline diye hitap edebilirsiniz. Sorunuzun cevabına gelince, ben bir kahinim. Her zamanki gibi oturup resim çizerken kendimi kaybettim ve farkında olmadan bu hanın resmini çizdim. Sizin de burada olduğunuzu fark edince duraksamadan bir arabaya atladım ve peşimdeki askerleri atlatarak buraya geldim. Eğer şimdi geri dönersem başım derde girecek, bunu biliyorum ama kimseye yük olmadım bu zamana kadar, şimdi de olmayı düşünmüyorum. Daha uygun bir han bulur orada kalırım. Siz de endişelenmek zorunda kalmazsınız.' Birden arkasını döndü ve yürümeye başladı. Söylediklerini takip etmekte zorlanmıştım ve şimdi ben düşünemeden arkasını dönmüş gidiyordu. Ayağa kalktım ve üzerimi silkeledim. Arkamı dönüp hana ilerledim. İstediği buysa...

Kapının önüne gelince durdum. Sesler kesilmişti. Anlaşılan kavga bitmiş ve gülerek yara sarma olayına geçmişlerdi. En eğlenceli kısımları kaçırıyordum. Bu sırada içerden birinin sesini duydum. "Luc nerde? Yoksa camdan attıklarımızdan biri o muydu?" Ardından yükselen kahkahalar... Bu kız kesinlikle borçluydu bana. Topuklarımın üzerinde döndüm ve hızlı hareket edip ona yetiştim. Kayboluşa doğru gidiyordu resmen. En azından ben temiz hava sayesinde açılmıştım. Ona arkadan yaklaştım ve "Yanlış yöne gittiğini biliyorsun değil mi?" dedim. "Ve bana borçlusun prenses. Ne kadar kızarsan kız sen busun ve beni feci anlamda yoruyorsun." Onu tuttum kolundan ve itiraz edeceğine emin olduğum için kaldırıp tek omzumun üzerine attım. Uzun adımlarla hana doğru gittim ve onu çarpmadan içeri soktum. Ben içeri girince kahkahalar kesildi. Bir an herkes bize baktı. "Jo sakın bu konuda tek kelime etme." Eğer Jo susarsa diğerleride konuşamazdı. Fakat Jo asla susmazdı. Hızlı adımlarla ilerledim ve kırık bir sandalyenin parçalarının üzerinden geçip merdivenleri çıkmaya koyuldum. Kız ise hala omzumdaydı. Odama geçtiğimde kapıyı açarken aşağıdan yükselen kocaman kahkahaları duydum.

İçeri soktum onu ve yatağa attım birden. İki yatak işi cidden şanstı. "Bana bak prenses. Beni kızdırmaya kalkma. Uslu uslu burada dur ve yat. Kaçmaya da kalkma yoksa benden daha kötü insanlarla tanışırsın. İstediğin bir şey olursa bana söyle ya da Jo'ya. Göründüğü kadar kaba biri değil ve kendi kızı var. Sana anlayış gösterir. Arkamı döndüm ve kapıyı açtım. Merdivene doğru bağırdım. "Hey Jo. Bir kaç battaniye daha gönder. Leydi üşümesin değil mi?" Kahkahalar duyuldu yeniden. Sonra Jo'nun hemen gönderdiğini söyleyen sesi. Tekrar dönüp kıza baktım. Kesin koruması filan da yoktur. Ben yokken hakim olsun diye çizmemden bıçağı çıkartıp diğer yatağa attım. Sonra da arkamı dönüp çıktım ve aşağı indim. İşte şimdi benimle dalga geçebilecekleri bir konu vermiştim ellerine.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Minerva Rodeline
Veliaht Prenses & Ressam
Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95
Mesaj Sayısı: 185

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 3:11 am

Bir süre öylece yürüdüm durdum. Lucas'ın bende yarattığı derin hayal kırıklığından sonra kendimi gerçekten berbat hissediyordum. Fakat çok geçmeden kendimi daha berbat hissedeceğimden habersizdim. Öylece yürümeye devam ederken birden arkamdan bir ses duydum. "Yanlış yöne gittiğini biliyorsun değil mi? Ve bana borçlusun prenses. Ne kadar kızarsan kız sen busun ve beni feci anlamda yoruyorsun." O sinirle arkamı döndüğüm an kolundan tuttu ve sırtına yerleştirdi beni. Sırtını yumrukladım, bağırdım, tehdit ettim fakat hiç bir yararı olmadı. O iğrenç hana geri döndüğümüzde barmene dönüp tehditkar bir sesle "Jo sakın bu konuda tek kelime etme." dedi. Bu adamdan gittikçe daha çok nefret etmeye başlıyordum.

Beni üst katta çift kişilik bir odaya çıkardı ve pat diye yataklardan birine fırlattı. O sırada dirseğimi karyolanın tepesine vurduğumdan canım feci derecede yanmıştı. Ters ters ona bakarken o
"Bana bak prenses. Beni kızdırmaya kalkma. Uslu
uslu burada dur ve yat. Kaçmaya da kalkma yoksa benden daha kötü
insanlarla tanışırsın. İstediğin bir şey olursa bana söyle ya da Jo'ya.
Göründüğü kadar kaba biri değil ve kendi kızı var. Sana anlayış
gösterir.
' dedi ve kapıyı açarak aşağıya doğru bağırdı "Hey Jo. Bir kaç battaniye daha gönder. Leydi üşümesin değil mi?" Ardından kapıyı arkasından kapattı ve aşağıya indi. Beni o kadar insanın arasında küçük düşürmenin bedelini ödetecektim ona. Yatağın üzerine fırlattığı hançere baktım iğrenerek. Ardından karyolanın yanındaki çantayı karıştırdım ve kendime uyacağını düşündüğüm bir gömlek ve partolon buldum. Vakit geçirmeden giyinmeye başladım. Sonolarak saçımı orada bulduğum bir iple bağlarken merdivenden gelen ayak seslerini duyup gülümsedim ve kapının yanına geçtim. Lucas kapıyı açıp içeri girdiğinde sağ bileğini tutup çevirdim ve onu yüz üstü karşı duvara yapıştırdım. 'Beni onca insanın arasında rezil etmekten ne zevk aldığını bilmiyorum ama ne ben senin sandığın gibi bir insanım, ne de sen benim hayal ettiğim gibiymişsin. Beni mümkün olan en kısa zamanda Criuseld'e geri götür ve bir daha karşıma çıkmamaya gayret et olur mu? Ayrıca...' Kolunu bırakıp bana dönmesine izin verirken bana verdiği hançeri yanımdaki duvara dik bir şekilde sapladım. 'Bana silah vermen gereksiz. Kendi cephaneliğimi kendi üzerimde taşıyorum zaten.' Bunları söylerken belime ve kollarıma vurdum şangırtıları duyması için. Tekrar masum bir tavır takınıp 'Kıyafetlerinden bazılarını ödünç aldım, sakıncası yoktur umarım?' diye sordum. Şimdi sinir bozma sırası benimdi.

______________________________


Lucas bana baktı ve...:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://godfather-rpg.turkforumpro.com/
Lucas Crowley
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri
Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98
Mesaj Sayısı: 215

MesajKonu: Geri: Karşılaşma   Paz Ağus. 07, 2011 3:33 am

Tam da tahmin ettiğim gibi olmuştu. Aşağıya indiğimde gülmeler çoğalmış ve içkiler kaldırılmıştı. Ben pek bir şey içmemiştim çünkü nefret ettiğim kişi gibi olmak istemiyordum. Benim içmediğimi görünce daha çok gülmüşlerdi. Bense sadece Jo'nun boğazına yapışıp gülmeyi kesmesini söylemiştim. O daha çok gülmüştü ve beni yakasından çekmişti. Benim kızdığımı görünce de gülmüşlerdi. Çatlama noktasına geldiklerinde odama gitmeye karar verdim. Jo'nun kızının Minerva için hazırladığı bir kaç yiyeceği alacaktım. Sonra uyuduğunu düşündüğümden bıraktım. Uyumadıysa geleceğimi belirttim. Üst kata çıktım gayet rahat bir tavırla ve kapıyı açıp içeri girdim.

Girmemle duvara yapışmam bir oldu. Suratım duvara gömülüyken onun uyumadığını anladım. Ve sanırım o adamın başaramadığını başarmış ve suratımı dağıtmıştı. 'Beni onca insanın arasında rezil etmekten ne zevk aldığını bilmiyorum ama ne ben senin sandığın gibi bir insanım, ne de sen benim hayal ettiğim gibiymişsin. Beni mümkün olan en kısa zamanda Criuseld'e geri götür ve bir daha karşıma çıkmamaya gayret et olur mu?' Kolumu bıraktığında geri dönüp ona baktım. Tabi kendi hançerimi suratımın bir kaç santim ötesine saplamasıyla bakışlarım o yöne kaydı. 'Bana silah vermen gereksiz. Kendi cephaneliğimi kendi üzerimde taşıyorum zaten.' Üzerinden gelen sesleri duyunca bakışlarım vücuduna çevrildi.

'Kıyafetlerinden bazılarını ödünç aldım, sakıncası yoktur umarım?' Çenemi oynattım ne derece hasar aldığımı anlamak için. Bir yandan da giysime bakıyordum. O benimdi değil mi? Gayet geniş bir gülümse belirdi yüzümde. "Onlar benim miydi? Sen de daha güzel durdukları kesin. Böyle harika bacaklar fazla kişide yoktur." Odanın ortasına geçtim ve ceketimi çıkardım. Aynı anda kapı çalındı ve içeri Jo'nun kızı girdi. Ona yanaştım ve teşekkür ettim getirdikleri için. Yemeği de getirmişti. Anlaşılan gürültülerden uyumadığı belli olmuştu. Battaniyenin birini prensesin başına attım. Yemeği kenara koydum ve diğer battaniyide onun yatağına bıraktım. Sonra da yeleğimi çıkardım. Çizmeleri de kenara attım. Yatağın altına eğilip kılıcın orada olup olmadığını kontrol ettim. Ardından doğrulup "Yemeğini ye. Ya da böyle dememeliyim değil mi prenses? Lütfen yemeğinizi yer misiniz? Yoksa yine mi yanlış söyledim?" Alay ettim onunla ve belimdeki kılıçları çıkartı yanıma koydum. Duvara gidip bıçağı aldım ve masaya bıraktım. Sonra da gömleğimi çıkartıp yatağın ucuna attım. Ardından da kollarımı başımın altında birleştirip yatağa uzandım. "Yatağa giysilerimle yatma. Belli oluyordur ki ben fakir bir adamım." Tamam bu yalandı. Çok kolay para buluyordum hem. Yine de bir şey söylemeden gözlerimi kapadım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 

Karşılaşma

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Fantastik çağ :: Erebor Krallığı :: Gornoth konaklama hanı-