|
|
| Yazar | Mesaj |
|---|
Minerva Rodeline Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95 Mesaj Sayısı: 185
 | Konu: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 5:01 pm | |
| ______________________________ |
|
 | |
Lucas Crowley Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98 Mesaj Sayısı: 215
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 5:07 pm | |
| Asillerden nefret ediyordum. Orası kesindi. Gayet rahat bir şekilde handaki kızlarla eğlenirken kapılar kırılarak açılmış ve herkesin ortasında kendime korumama fırsat verilmeden yakalanmıştım. Çok fazla iple bağlandığım ve gözünü benden ayırmayan kişiler olduğu için kaçamamıştım. Ejderham ise gittiğimiz yola ulaşamıyordu. Boğuşmuştum iplerle. Fakat olmuyordu. En sonunda bir krallığa girdik. Adamlar elf değildi bu yüzden daha rahattım. Tabi şimdi yaptıklarından pişman olacaklardı gerçek kimliğim açığa çıktığında. Bunun bir gün olacağını biliyordum. Yine de ne kadar geç o kadar iyi. Ağzımdaki şey o kadar sıkıyordu ki sanırım çenem yerinden oynadı. Kımıldamaya çalıştım sürüklenircesine götürülürken. Kılıçlarım bir kenara kaldırılmıştı. En sonunda çözüldüm ve zindana atıldım. İçeri yuvarlandığımda direk demirlere yapıştım ve beni neden yakaladıklarını sordum.
“Prensesi kaçırdın sen.” Ağzım açık bakakaldım adama. O ise yerine gitti. Geri çekildim ve saçlarımı karıştırdım. Prenses? O da kimdi? Ben kimseyi kaçır… Hayır! Minerva! Bu kızın başıma bela olacağını biliyordum zaten. Yine zindanlardaydım fakat bu sefer kendi hatalarım sonucunda değil. Gölge ise krallığa saldırsa bile bana ulaşamazdı çünkü çok aşağıdaydım. Ona uzak durmasını söyledim. Eğer başıma bu belayı açmışsa prenses, kendisi kurtarabilirdi beni. Kendimi duvarın dibine bıraktım. Ayaklarımı ileri uzatıp gözlerimi kapadım. Biraz sakinleşmek iyi olacaktı. Yine de o kızı yakalarsam… Gürültüler duyuldu. Yan taraftaki adam bana seslendi. Gözüm ona kaydı. Solgun bir gençti o da. Kraliyet hazinesine sızmıştı ve bu sırada yakalanmıştı. Onun bana neden girdiğimi sorduğunu duydum. Omuz silktim sadece. Burası can sıkıcı olmaya başlamıştı.
|
|
 | |
Minerva Rodeline Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95 Mesaj Sayısı: 185
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 5:26 pm | |
| Odamda bana özel tahsis edilmiş hizmetkarlar -hepsi rüşvetçiydi- beni giydirip saçımı başımı yaparken ruhumdaki bunaltının nedenini anlamaya uğraşıyordum. Hizmetkarlara hiç bir şey soramazdım fakat bir şeyler bildiklerinden emindim. Usulca yana dönüp hizmetkarların birine gülümsedim ve elimi tenine temas edebilecek şekilde bileğine koydum. O an bir mahkumun yaka paça zindanlara tıkıldığı görüntüler geçti gözümün önünden. Fakat bu adamı tanıyor gibiydim. Bu... Lucas'tı! Hizmetkarların arasından sıyrılıp babamın bulunduğu kabul salonuna doğru yöneldim.
Kurallara uygun bir şekilde giriş yaptım, selamımı verdim ve en kibar halimle konuşmaya başladım: 'Majesteleri bugün çok sağlıklı görünüyor. Tanrı'dan tek dileğim ömrünüzün hepimizinkinden uzun olmasıdır sevgili majeste.' Her zamanki dayanılmaz gülümsemelerimden birini kullanıp içimdeki endişeyi gizlemeyi başardım. Sevgili (!) babacığımın gözleri parladı ve gülümsedi bana. ' Haddim olmayarak getirilen mahkumun neden tutuklandığını sorabilir miyim Majeste?' Babamın yüzü gölgelendi ve her zamanki hırıltılı sesiyle cevapladı beni. 'Seni kaçırmaya cüret ettiği için tabiki sevgili prenses.' İçim birden dayanılmaz bir öfkeyle doldu fakat belli etmemeyi başardım. Minikbir kahkaha atarak 'Ah majeste, belli ki bir hata yapılmış. Böyle bir olay asla vuku bulmamıştır sizi temin ederim.' O sırada o uğursuz tıslamayı duydum. Üvey annem... 'O zaman dün bütün gün ve gece nerede olduğunuzu bize açıklamanız gerekecek prenses.' Usulca yanıma yaklaştı. Her zaman elbisesinin yeninde taşıdığı hançerin parıltısını görebiliyordum fakat babamın görmesi imkansızdı. 'Evet prenses?' Başımı dik tutup mağrur bir ifadeyle babama dönüp 'Resim çizmeye dalmışım Majeste. Ah sürprizi ağzımdan kaçırdım sanırım. Sizin o güzel tahtınızla beraber bir portrenizi yapmaya çalışıyorum. Haftaya verilecek ziyafete yetiştirmeyi umuyordum.' Babam kararsız kalmıştı. Zaten hiç bir zaman dirayetli bir adam olamamıştı. Üvey annem ise kaşlarını çatıp bana döndü 'Prenses, böyle ucuz numaralar sizin gibi asil bir leydiye hiç yakışmıyor. Lütfen odanıza dönünüz ve bugünkü misafirimiz için hazırlanmaya devam ediniz.' O sırada omuzumdan tuttu ve elini aşağıya doğru kaydırıp avuç içindeki bıçakla uzun bir yara açtı. Durumu fark ettirmemek için alelam verip kabul salonundan çıktım ve kimsenin göremeyeceğini düşündüğüm bir yoldan zindanlara indim. Etrafı kolaçan ettiğimde tehlike arz edecek bir şey görmediğimden hemen Lucas'ın kaldığı zindanı aramaya koluydum. Çok geçmeden buldum da. Onu gördüğümde hepsinin benim yüzümden olduğunu fark ettim. Kolumdan elime akan ve oradan yere damlayan kanları umursamadan seslendim ' Lucas... Özür dilerim.' ______________________________ |
|
 | |
Lucas Crowley Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98 Mesaj Sayısı: 215
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 5:48 pm | |
| Orada ne kadar zaman geçirdiğimi bilmiyordum. Sanki yıllar gibi gelmişti. Yan taraftaki suçlularla arkadaş olmanın dışında eğlenceli bir şey olmamıştı. Bekledim bekledim bekledim. Sonra ayağa kalktım ve kenara yanaştım. Asker her zamanki gibi dışarıya bakıyordu. Belindeki anahtara odaklandım. Anahtar havalandı ve bana doğru gelmeye başladı. Diğer suçlular da sesini kesmişti. Herkes anahtara bakıyordu. Elimi uzattım dışarı doğru ve anahtarı havada kaptım. Büyücü olduğumu iddia etti yan taraftaki adam. Sırıttım. Bu sırada bir suçluyu alıp götürdüler. Asker geçerken sıranın bende olduğunu söyledi. Bu pek rahatsız ediciydi. Kimsenin olmadığını düşününce anahtarı çıkardım. Sonra ayak seslerini duyup kaybetttim ortadan. Fakat tahminimin aksine gelen askerler değildi.
'Lucas... Özür dilerim.' Prensesin geldiğini görmüştüm. Bir an anahtarın elimde olduğunu unutup ona bağırdım. Diğerleri hala bizi izliyorlardı. "Bana bunu yaptığına inanamıyorum prenses. Senin yüzünden ne haldeyim. Gölge'ye bile ulaşamıyorum ve birazdan ölecekmişim. Bir de sen yaralı bir halde karşıma geçip ağlama!" Durdum bir an. Geri çekilip ona baktım. Derin bir nefes alıp anahtarı çıkardım ve kapıyı açtım. Anahtarı hazine hırsızına attım ve Minerva'ya sarıldım. Tam olarak nasıl sarılcağımdan emin olmadığım için biraz sıktım biraz gevşettim biraz da ona baktım. Sıkıntılı bir nefes verdim. "Bak ben yara konusunda iyi değilim bilirsin. Bu yüzden kolunla ilgilenmek sana düşüyor." Çevreye bakındım. Askerler bir süre daha gelmezdi. Nereden gitseydim acaba? Tekrar Minerva'ya döndüm. |
|
 | |
Minerva Rodeline Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95 Mesaj Sayısı: 185
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 6:01 pm | |
| "Bana bunu yaptığına inanamıyorum prenses. Senin yüzünden ne haldeyim. Gölge'ye bile ulaşamıyorum ve birazdan ölecekmişim. Bir de sen yaralı bir halde karşıma geçip ağlama!" diye bağırırken sadece büzüşüp sinirinin geçmesini bekledim. Kafamı yerden kaldıramıyordum. Metalin metale temasının tanıdık sesini duyduğumda kafamı hafifçe kaldırdım. Anahtarları nereden bulmuştu? Onları yandaki mahkuma fırlatır fırlatmaz sarıldı bana. Şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım neredeyse. Bu acemi sarılış yaramı normalden daha çok sızlatsa da umursamadım. Bir an için Lucas'ın, zindanın pisliklerinin bile maskeleyemediği kokusunu içime çektim. Ne koktuğunu bilemesem de bu mayhoş esans beni kendimden geçirmeye yetti. O geri çekilip çıkış yolunu ararken ben de bu adama karşı bir şeyler hissetmek konusunda kendimi katı bir disiplinin içine sokmaya çalışıyordum. O an aklıma geldi, Lucas sarayı bilmiyordu ve askerler infazldan hemen sonra geleceklerdi. "Bak ben yara konusunda iyi değilim bilirsin. Bu yüzden kolunla ilgilenmek sana düşüyor." 'Onun icaına daha sonra bakacağım. Şimdi seni burdan çıkarmam gerek.' Teklifsizce elinden tutup gizli çıkışa doğru sürükledim onu. Bu çıkış hizmetkarların kullandığı koridora çıkıyordu. Elini bir saniye olsun bırakmadan etrafı kolaçan ettim ve koridorun sağına doğru yürüyüp yine hizmetkarlar merdiveninden odamın bulunduğu korudora yöneldim. Odaya girdiğimde elbisemin sağ kolunun tamamen kırmızı olduğunu fark ettim fakat aldırmadım. Kapıya kulağımı dayayıp etrafın sakin olduğuna kanaat getirince Lucas'a döndüm. 'Gölge seni buradan alabilir mi?' Cevap vermesine fırsat kalmadan kapım çalınmaya başladı. Lucas'ı kolundan tutup banyoya sürükledim ve üzerime bir sabahlk geçirdim. Kapıyı açtığımda karşımda Şovalye Antonio Barca'yı buldum. 'İyi günler prenses.' diye selam verdi yerlere kadar eğilip. 'Sizi telaşlandırmak istemem ama çok tehlikeli bir mahkum zindanlardan kaçmayı başardı. Bu nedenle odayı aramam gerekiyor' Şimd başımız beladaydı işte. Ya da... Şovalyelerin bir kaçı kadın düşkünlüğüyle ün salmıştı. Bunların başında ise Sir Antonio Barca gelirdi. Bu durumu kendi lehime çevirebilirdim. En dayanılmaz gülümsememle şovalyeye doğru bir adım attım ve ' Ah yapmayın Sir Barca, bir bayanın odası onun için çok mahrem bir yerdir takdir edersiniz ki.' Şimdiden adamın boğazı kurumaya başlamıştı. Devam ettim ' Hem odamda bir mahkum olsa eminim faürk ederdim. Bakın ne diyeceğim...' Yavaşça koluna uzanıp elini tuttum ve diğer elimi de göğsüne koydum. Tenine değen ellerim sayesinde sarayın her tarafının tutulmuş olduğunu fark ettim. Gölge gibi bir ejderle gündüz vakti buradan asla kaçamazdı. Gülümsedim şovalyeye 'bir sorun olursa hemen size haber vereceğim. İyi günler Sir Barca.' cevap vermesine fırsat vermeden kapıyı kapattım, sabahlığı sıyırıp attım ve banyoya koştum. 'Şu an gölgeyle buradan çıkamazsın. Hava karardiğinda seni bu pencereden Gölge'ye bindirebilirm fakat o zamana kadar burda beklemen gerekecek.'
______________________________ |
|
 | |
Lucas Crowley Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98 Mesaj Sayısı: 215
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 6:29 pm | |
| 'Onun icaına daha sonra bakacağım. Şimdi seni burdan çıkarmam gerek.' Elimden tuttuğu gibi çekmeye başladı. Ben ise nereye gittiğimizden daha çok koluyla ilgileniyordum. Daha şimdiden kıpkırmızı olmuştu. Sonra birden bir odaya geldiğimi farkettim. Burası...'Gölge seni buradan alabilir mi?' Cevap vermek için ağzımı açtım ama kapının çalınmasıyla banyoya itildim. Minerva duruma müdahale ediyordu. Hatta bu kadar iyi idare etmesi beni şaşırtmıştı. Kadın iyiydi. Ama ben burada bir korkak gibi saklanmaktansa savaşarak ölmeyi tercih ederdim. Tam o adamın suratını dağıtmak için hareketlenecektim ki kapı kapandı ve Minerva geldi.
'Şu an gölgeyle buradan çıkamazsın. Hava karardiğinda seni bu pencereden Gölge'ye bindirebilirm fakat o zamana kadar burda beklemen gerekecek.' Sıkıntıyla ona baktım ve banyodan çıktım. Burası resmen kız odasıydı ve durmak bile rahatsız ediciydi. Ona döndüm. "Beni kurtardığın için sağol ama sen önce kolunu düzelt. Hem ben ve Gölge bundan daha kötü durumlardan kurtulduk. Bunu da atlatırız. Önemsiz." Cama yanaşıp aşağı baktım. Koşan adamların çokluğunu görünce duraksadım. Okçular vardı ve ben Gölge'ye ulaşamadan onu vurabilirlerdi. Gölge'nin yara almasına izin veremezdim. "Ya da en iyisi beklerken bir duş alayım." Ceketimi ve gömleğimi çıkartıp yatağın üzerine attım. Kılıçlarım da onu izledi ve ardından banyoya geçtim. "İstersen bana eşlik edebilirsin." dedim sırıtarak ve kapıyı kapadım yanlış anlamaması için. Tabi ki anlayacaktı. Onun işi buydu. Hızlı bir duş için hareketlendim. |
|
 | |
Minerva Rodeline Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95 Mesaj Sayısı: 185
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 6:51 pm | |
| "Beni kurtardığın için sağol ama sen önce kolunu düzelt. Hem ben ve Gölge bundan daha kötü durumlardan kurtulduk. Bunu da atlatırız. Önemsiz." Bu askerlerin potansiyeliyle alakalı hiç bir fikri yoktu belli ki. Fakat camdan aşağıya baktığında durumun ciddiyetini farkına varmış olsa gerekti ki "Ya da en iyisi beklerken bir duş alayım." dedi. Eğer canım yanmasaydı okkalı bir kahkaha atardım fakat gülümsemekle yetindim. Lucas üstünkörü soyunurken ben de heybemdeki merhemi çıkarttım. "İstersen bana eşlik edebilirsin." Kafamı kaldırıp ters bir bakış fırlatacaktım ki kapıyı kapatıp kendi işine döndü. Bense elbisemin kolunu iyice yırtıp kendi kendimi tedavi etmeye başladım.
Yarım saat kadar sonra dışarıdan belli olmayacak bir sargıyla kolumu sarmış, av partisi için bana uygun görülen kıyafeti üzerime geçirmiş, hafif makyaj yapmış ve saçımı toparlamıştım bile. Partiye gelecek olan Kont Battermole'u etkilemem ve muhtemelen onunla bir izdivaçta bulunup saraydan defolup gitmem bekleniyordu. Umutsuz bir iç çekişle yatağa bıraktım kendimi. Bundan nasıl kurtulacaktım?
______________________________ |
|
 | |
Lucas Crowley Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98 Mesaj Sayısı: 215
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 7:01 pm | |
| Ne büyük bir banyoydu bu! Handaki oda kadar bir banyo. Şu asillerden nefret etme işini birkez daha düşünmeliydim. Yıkanınca üzerimdeki çamurlar gitti. Bu halde adamlar beni tanıyamazdı kesin. Güldüm ve giysilerimi yeniden giydim. Çıktığımda ise karşımda bambaşka biri vardı. Ağzım açık ona baktım. Beyaz elbiseli güzel bir melek vardı karşımda. Başımı yana eğip ona baktım yeniden. "Prenses neredeyse sizi tanıyamayacaktım. Tabi o büyük burnunuz sizi her yerde ele veriyor." Odanın içinde gezindim. Peki o giderse ben ne yapacaktım? Birkaç hizmetçi avlayabilirdim kendime. Düşüncelerimle beraber sırıttım. Ama yine de geri geldiğinde odasında böyle bir manzara istemeyebilirdi. Saçımı karıştırdım.
"Sen gidince ben ne yapacağım?" Uyuyamazdım çünkü içeri biri girer diye tetikte kalmak zorundaydım ve burası bir kız odasıydı. "Neyse sen git eğlen. Ben yapacak birşeyler bulurum." Yine hizmetçi avlayacaktım fakat bu sefer ilk düşündüğüm şey için değil. Olmadı banyoda yatardım ki gerçekten yatılabilecek kadar büyüktü. Zenginlerin gereksiz kibirleri işte. Büyük olması daha iyi olduğu anlamına gelmiyordu. Ya da geliyordu. Minerva'ya baktım tekrar. Kolunu iyileştirmişe benziyordu. Şimdi gitseydi de aklımdaki planı yürürlüğe koysaydım. Gamzelerimi gösterircesine sırıttım yeniden. Sonra da belli etmemek için yatağa atladım. Yüz üstü yumuşak yastıklara gömülünce nerdeyse boğuluyordum. Nasıl burada yatıyordu o? Direk öldürmek için yapılmıştı bu yastıklar. Kafamı tekrar kaldırıp etrafa baktım. Bu oda öldürücüydü. |
|
 | |
Minerva Rodeline Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95 Mesaj Sayısı: 185
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 7:11 pm | |
| "Prenses neredeyse sizi tanıyamayacaktım. Tabi o büyük burnunuz sizi her yerde ele veriyor." Bir erkeğin bakışlarını üzerimde hissetmek, kabaca da olsa bir iltifat almak beni gülümsetmişti ister istemez. Küçük bir çocuk gibi tanımadığı bir alanı tanımaya çalışırken ben de annesiymiş gibi onu izliyordum. "Sen gidince ben ne yapacağım?" Sahi... Ben gidince ne yapacaktı? Onu burda bırakamazdım elbette. Birden aklıma dolabımda sakladığım minik sırrım geldi. Ben dolaba yönelirken Lucas'ın sesini duydum. "Neyse sen git eğlen. Ben yapacak bir şeyler bulurum." Dolabımın gizli bölmesine yerleştirdiğim şovalye kıyafeti ve zırhını çıkarıp yatağımda yatan Lucas'ın dibine koydum. 'Bunları sarayda rahat dolaşabileyim diye araklamıştım. Sanırım sana olurlar. Ama bu halde sakın sarayın dışına çıkmaya kalkma. Emirlere itaatsizlikten seni tutuklarlar ve foyamız ortaya çıkar.' Ellerim belimde anlatmayı sürdürdüm. 'Gideceğimiz yer bir av partisi ve sen beni 'kaçan mahkumdan' korumak için tahsis edilen özel korumamsın. Ben sürekli Kont Battermole'un yanında at sürmek zorundayım. Eğer fırsatını bulursan fark ettirmeden adamı sakatla ki ben de bu işkenceden kurtulayım. Ayrıca... Bu benim için pek eğlenceli değil. Zaman daralıyor, kalk da giyin.' ______________________________ |
|
 | |
Lucas Crowley Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98 Mesaj Sayısı: 215
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 7:25 pm | |
| Ben çekip gitmesini beklerken o dolabını karıştırdı. Gözümü yummuştum fakat yanıma konan şeylerin sesini duyunca açıp baktım. 'Bunları sarayda rahat dolaşabileyim diye araklamıştım. Sanırım sana olurlar. Ama bu halde sakın sarayın dışına çıkmaya kalkma. Emirlere itaatsizlikten seni tutuklarlar ve foyamız ortaya çıkar.' Benim planımın bir benzeriydi ama daha güvenlisi. Güldüm zırha bakarken. Ama kıpırdamaya yönelik bir hareket yapmadım. Elini beline koydu ve anlatmasını sürdürdü. 'Gideceğimiz yer bir av partisi ve sen beni 'kaçan mahkumdan' korumak için tahsis edilen özel korumamsın. Ben sürekli Kont Battermole'un yanında at sürmek zorundayım. Eğer fırsatını bulursan fark ettirmeden adamı sakatla ki ben de bu işkenceden kurtulayım. Ayrıca... Bu benim için pek eğlenceli değil. Zaman daralıyor, kalk da giyin.' Esnedim yattığım yerden. Gerindim rahatça ve gayette yavaş bir şekilde kalktım. Zırha baktım bir süre. Sonra da üzerimdekileri çıkartmaya koyuldum.
"Senin planına uyacağım o zaman. O adamı sakatlamak konusuna gelince... Bunu düşüneceğim." Ona bakmadan giyinmeye koyuldum. Bakmadığım halde tahminlerim arkasını döndüğü yönündeydi. Zırhı giydim. Tam olmasının aksine biraz da sıkıyor gibiydi. Umursamadım ve Minerva'ya döndüm. Kısa bir süre sonra odadan çıktık. Koridorlardan geçerken çevreye bakınıyordum. Krallık işi baya bir güzeldi. Sonra bir sürü saçma giyinmiş insanın arasına karıştık. Bazı leydiler durup bakmama yol açıyordu. Tabi sonra Minerva'yı kaybetmemek için kuyruk gibi peşine takıldım. Rahatsız edici bir durumdu fakat eğer onu kaybedersem burdan hayatta çıkamazdım. |
|
 | |
Minerva Rodeline Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95 Mesaj Sayısı: 185
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 7:41 pm | |
| Hala tembellik ediyordu. Aslında yorgun olmalıdı. Uyumasına izin vermeyi çok isterdim fakat mümkün gibi görünmüyordu. Birden kalkıp soyunmaya başlayınca utandım ve ona arkamı döndüm. Hiç utanması yoktu bu oğlan çocuğunun.
Hazır olduğunda beraber odadn çıktık ve her şeyin normal görünmesi için kayıtsızca korudorda yürümeye başladık. Lucas'ın leydilerden bazılarına nasıl baktığını gördükçe sinirlerim tepeme çıkıyordu fakat haksız sayılmazdı. Bazı leydiler bir erkekle başbaşa kalıp malum pozisyonlara girmek için kocalarının tüm servetini feda ederlerdi. Dolayısıyla giyimlerine de bu yansımıştı.
Sonunda bahçeye vardığımızda Kont Battermole atından inip beni selamladı ve nazikçe elimi tutup atıma kadar geçirdi. Lady stili ata binmekten nefret etsem de analığımın elne koz vermemek için kusursuz bir kontes profili çiziyordum. Lucas maalesef bana yürüyerek eşlik etmek zorunda kalacaktı. Kont'un sesiyle bu düşüncelmerden irkilerek uyandım 'Lady Rodeline, yine göz kamaştırıyorsunuz. Bu gurur verici teklifiniz için size çok teşekkür ederim. Beni onurlandırıp, sizinle at sürme şerefine nail ettiğiniz için de.' Çok sıkılıyordum bu konuşmalardan fakat köprüyü geçene kadar bu yakışıklı Kont'a tahammül etmek zorundaydım. 'Asıl siz davetime teşrif ederek beni onurlandırdınız Kont'um' Lucas'la konuşamıyordum, ne durumda olduğunu merak ediyordum. Benim yanımda yürümeye devam ediyor ve muhtemelen leydileri süzüyordu. ______________________________ |
|
 | |
Lucas Crowley Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98 Mesaj Sayısı: 215
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 7:58 pm | |
| Ben peşinden ilerlerken prenses sevgilisinin sevgilisi sanmıyordum ama öyle bir adamın yanına gitti. Ben başka bir tarafa bakarken Minerva çoktan atına binmişti. Ejderhamla daha güzel gözükebilirdi. Onlar ilerlerken peşlerinden gidiyordum. Bir yandan da kızıl saçlı güzele baktım. Ona baktığımı farkedince gülümsedi. Karşılık verecektim ki asil beyin sesini duydum. 'Lady Rodeline, yine göz kamaştırıyorsunuz. Bu gurur verici teklifiniz için size çok teşekkür ederim. Beni onurlandırıp, sizinle at sürme şerefine nail ettiğiniz için de.' Minerva'dan güzel bir cevap beklerken aksine onun kibar davrandığını görüp şaşırdım. Ben böyle desem kızmış ve ona asıldığımı bağırıp suratımı bir duvara gömmüştü. Anlaşılan prensesin sadece asillerin asılmasına tahammülü vardı. Onların oynaşmasını dinlemek sıkıcı geldiği için kızıl saçlı afete bakındım. Tabi neredeyse yere yuvarlanıyordum. Toparlandığım sırada asil beyin bana baktığını gördüm. Başımı kaldırmadım uygunsuz bir yerde beni görüp tanımaması için. Sanki batığını görmemiş gibi çevreye bakındım ve odaklanıp atının tökezlemesine yol açacak bir taş uçurttum önüne. Adam kısa bir şaşkınlığın ardından kibirliliğine devam etti. Benimse hoşuma gitmişti. Birazdan bir taş daha uçmasını sağladım. Hareket etmeden yaptığım için adam benim yaptığımı anlayamazdı. Bir süre sonra bir kez daha... Sırıttığımın görüldüğünü farketmemiştim fakat adam görmüş ve atından atlamıştı. Onunla dalga geçtiğimi düşünüyordu. Kılıcım vardı ama kılıçsız dövüş işime gelirdi. Kılıçlarıma dokunmadığımı görünce çevrenin ıssızlığından yararlanıp sözle bir kaç atışmadan sonra birbirimize girdik. En azından kimse beni bir asili döverken görmemişti. Yine de adam zorlu çıktı. Bir yumruk yedim geriye sendelerken. Beni düelloya davet eden kendisiydi. Şu asiller ve gereksiz zırvaları. Direk yumruklamaya geçmek daha eğlenceliydi. Bir kaç kez daha vurduk birbirimize bu sırda sesler duyduk. Bize doğru yaklaşılıyordu. Asil adamın dudağından kan akıyordu ve bunun bir asker tarafından yapıldığının bilinmesini istemediğinden benimle sonra görüşeceğini belirtip atına bindi. Minerva'ya söylediği özürleri dinlerken çenemi ovuşturdum. Bu kadar kısa olması sıkıcıydı. Yine de başka bir yerde işi bitirebilirdik. Güldüm yeniden. Bu sırada atla yaklaşanlar olduğunu görünce kenara çekildim. | Spoiler: | | | Bu tarz bir yumruklama oldu.
 |
|
|
 | |
Minerva Rodeline Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95 Mesaj Sayısı: 185
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 8:32 pm | |
| Lucas'ın gereğinden fazla iyi olduğunu anlamam, havada kendiliğinden ucuşan taşların Kont'un atının toynaklarının önüne konuşunu fark etmemle bir oldu. Demek beyimizin telekinetik yetenekleri vardı. Bunu yapanın o olduğundan emindim çünkü Kont da sürekli yanımdaki adama bakıyordu.
Sonunda beklediğim oldu ve Kont atından inip asillere özgü düello kurallarına göre Lucas'ı düelloya davet etti. Onun için değil Kont için endişeleniyordum, tabi bir de kimliğinin açığa çıkma durumu için. Birden birbirlerine girdiler ve Kont'un dudağının patladığını gördüm. Lucas'ın ise yine çenesine vurulmuştu. Sanıyorum tekrar tedavi etmem gerekecekti. O sırada atımdan inip ayırmak için teşebbüste bulunacaktım ki kendiliğinden ayrıldılar zaten. Kont bana birdizi özür cümlesi kurdu ve atına binip uzaklaştı. Fakat sorun asıl şimdi başlıyordu. İleride analığımın ve babamın atları göründü. Bu durumdan nasıl sıyrılacaktım? Aklıma gelen ilk oyunu oynamaya karar verdim.
Ağlayarak atından inmekte olan babama doğru koştum ve ona sarıldım. 'Ne oldu Prenses Rodeline? Neden ağlıyorsunuz küçüğüm?' Onun sahte sevgi sözcüklerinden midem bulansa da rolümü ustalıkla sürdürdüm. Gözlerimden akan iki damla yaşı silerek babama en masum bakışımı attım. 'Ah sevglim majesteleri, o kadar çok utanıyorum ki...' Tekrar hıçkırıklara gömüldüm. 'Neler oluyor Minerva?' İşte ciddileşmişti. Burada rolümü kusursuz oynamalıydım. Bir iki damla daha gözyaşı ve ' Majesteleri, burada çok korkunç bir düello yaşandı. Beni koruması içintayin edilen cesur şovalye ile Kont Battermole arasında.' Duraksadım. Duru mavi gözlerimi çok iyi kullandığımın farkındaydım. ' Şovalyem Kont Battermole'ün bana karşı işlediği büyük bir suçun tanığı ve benim kurtarıcımdır.' Babam iyice ciddileşmişti. 'Ne gibi bir suç?' İşte öldürücü darbe. Gözlerim dolu dolu ona baktım ve 'Genç kızlık onuruma leke sürecek bir davranış. Ah majeste... ' Babam büyük bir hınçla beni bırakıp askerlerine K5ont'u yakalama emrini verirken ben de madur genç kız havalarında göjzlerimi kuruluyordum. Analığıma dönüp 'İzninizle majesteleri' diye selam verdim ve Lucas'ın önünden geçerken bir işarette bulundum peşimden gelmesi için.
Sarayın gizli koridorlarına girdiğimde üzgün yüzümü normale çevirdim ve sahte gözyaşlarımı sildim. Lucas'a dönüp 'Yaptığın doğru değildi biliyorsun. Seni kurtaramayabilirdim. Fakat bir yandan da vergi kaçakcısı bir derebeyini yakalatmam için elime fırsat verdiğini düşününce sana teşekkür etmeliyim. ' ______________________________ |
|
 | |
Lucas Crowley Veliaht Prens & Ejderha Binicileri Lideri


Rp Puanı: 98 Mesaj Sayısı: 215
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 9:25 pm | |
| Kont atına atladığı gibi kaçmıştı. Onunla tekrar karşılaşacaktık ve bu sefer kesin bir zafer kazanacaktım. Çenemi ovuştururken gelenlere baktım. Kral olduğunu tahmin ettiğim bir adamdı. Sesimi çıkarmadım ama Minerva ağlayarak koştuğunda şaşkınca bakıyordum ona. Krala ağlarken biraz daha geri çekildim. Durum giderek rahatsız edici olmaya başlıyordu. Şimdi de kahraman olmuştum. Yine de asil bey böyle bir şey yapmadığını anlatacaktı. Olaylar karışık bir durumdaydı benim gözümde ama kral kızına inanmıştı. Adamları asil beyin peşine giderken Minerva'nın işareti üzerine yeniden peşine düştüm. Bu da neydi şimdi? Bir sürü dedğişik koridordan geçtik gizli bir yerlere geldik.
'Yaptığın doğru değildi biliyorsun. Seni kurtaramayabilirdim. Fakat bir yandan da vergi kaçakcısı bir derebeyini yakalatmam için elime fırsat verdiğini düşününce sana teşekkür etmeliyim. ' Ben şaşkınca bakarken birkaç dakika önce ağlayan o kız gitmişti ve yine o büyük burunlu melek gelmişti. Derin bir nefes alıp sırıttım. "Hadi ama prenses biraz eğleniyordum. Kızma bana." Adamın kötülüğü pek umrumda değildi. Çevreme bakındım ama cam filan yoktu. Hava karardıysa artık gitmeliydim. Gölge sabırsızlanıyordu. "Hadi prenses çıkar beni burdan artık. Bu palyaço oyunlarından nefret ediyorum zaten. Bir de aralarında dolaşmak istemiyorum." Ya da geri dönüp o kızılın kim olduğunu mu öğrenseydim. Yine de eğer ilgisini çekebildiysem Minerva'ya sorabilirdi. Ona beni nerede bulabileceğini söylemesini isteyecektim ki bundan birden vazgeçtim. Yine duvarla burun buruna kalmak istemiyordum. Gölge'yi ve açık havayı özlemiştim. Üzerimdeki zırhtan da nefret etmiştim. Savaşlar böyle zırhlarla kazanılmazdı. Minerva'ya baktım yeniden. |
|
 | |
Minerva Rodeline Veliaht Prenses & Ressam


Rp Puanı: 95 Mesaj Sayısı: 185
 | Konu: Geri: Başın Belada Paz Ağus. 07, 2011 9:36 pm | |
| "Hadi ama prenses biraz eğleniyordum. Kızma bana." Fazla rahat davranıyordu. Burada söz konusu onun hayatıydı, ben bir şekilde sıyrılırdım nasılsa. "Hadi prenses çıkar beni burdan artık. Bu palyaço oyunlarından nefret ediyorum zaten. Bir de aralarında dolaşmak istemiyorum." Sıkıldığının farkındaydım elbette. Tek kelime etmeden gözlerini devirip küçük bir çocukmuş gibi elinden tuttum ve odaya sürüklerken farkında olmadığım bir çok şey öğrendim. Mesela Lucas ve Lady Emilia arasındaki flörtöz bakışma... Nedense canımı sıkan bu görüntüleri def etmek için Lucas'ın elini daha fazla sıktım. Belki de canını acıtmak içindi, bilemiyorum.
Odaya vardığımızda havanın karakmak üzere olduğun fark ettim ve derin bir nefes aldım. Onu buradan yollayacak ve bir daha asla ve asla görmeyecektim. Asla! Başıma beladan başka hiç bir şey getirmeyen bu adamın peşine düştüğüm için kendimden nefret ediyordum. Bitkin bir şekilde yatağıma çöküp el yordamıyla bandajların ne durumda olduğunu kontrol etmeye başladım. Önünde soyunamazdım ya... 'Yarım saat, bilemedin kırkbeş dakika sonra hava tamamen kararacak. O zaman şüphe çekmeden burdan kaçabilirsin. Askerleri oyalamak için bir şeyler yapabilirim ama çok fazla zaman kazandıramam sana. O nedenle elini çabuk tutmalısın. Şimdi sadece otur ve biraz daha bekle.' Duraksadım. Sıkıntılı bir sesle devam ettim. 'İsmi Lady Emilia Battermole. Kontun ikinci göbekten kuzeni. Onu Dalaran'da herhangi bir parfüm dükkanında bulabilirsin.' Usulca ayağa kalktım ve saçlarımdaki tokaları çıkarmaya başladım. Bir yandan da kapıyı dinliyordum.
______________________________ |
|
 | |
|