Pek belirgin bir tepki vermedi sözlerime. Sadece sırıttı. Bense çoktan aynanın karşısına geçmiş saçımdakileri çözmeye başlamıştım. Lucas kendi halinde takılıyordu. Yatağa zıplıyor, kalkıyor, üstünü değiştiriyor, tekrar zıplıyordu. Bense sakince iç geçirip son tokamı da çıkardım. "Buradaki hayat amma sıkıcı. Eğlenmek için ne yaparsın?" Şimdi de muhabbet kurmaya mı çalışıyordu? Kısa bir şaşkınlık anından sonra küpelerimi çıkartırken cevapladıım sorusunu 'Resim çizerim. Sarayda pek kalmam zaten. Sürekli kaçıp daha önce bilmediğim, görmediğim yerleri gezerim. Eğer çok vaktim yoksa keşfettiğim minik vadiye gider resim çizerim. Senin nerede olduğunu da o zaman görmüştüm zaten. '
Makyajımı da temizledikten sonra ayağa kalkıp dolabıma yöneldim. Giyebileceğim bir gecelik bulunca banyoya gittim ve giyinip geri geldim. Yeniden aynanın önüne oturup saçımı taramaya başladım. Annemden kalan bir alışkanlıktı benim için. Annem yatmadan önce hep saçımı tarardı. Gözlerimin buğulanmaya başladığını fark edince alaylı bir ses tonuyla söylendim. 'Siz asiller... diye beni eleştiriyordun ya, sence ben bir asil gibi mi yaşıyorum burada?' Bu konuşmanın anlamsız olduğunu fark edince tarağı masaya bıraktım ve iç geçirdim. 'Boşver, zaten şu ana kadar kim beni düşündü ki bunları sana anlatıyorum. Onbeş dakika sonra benden kurtuluyorsun. Gölge'ye hazır olmasını bildir.'
______________________________