Jeanne Boucher Veliaht Prenses & Safkan Kara Büyücü


Rp Puanı: 100 Mesaj Sayısı: 828
 | Konu: Tanrıların Gazabı|| Kurgu II Çarş. Ağus. 10, 2011 10:35 pm | |
| Zamanın başından beri var olanlar, hiç yok olmayacaklar ve zamanın ta kendisi olanlar hatalarının geç de olsa farkına varmışlardı. Her şeyden soyutlanmış bir halde sadece kendi hayatlarını sürdükleri tapınaklarındayken görevlendirdikleri kişileri başıboş bırakmışlardı. Elinde muhteşem bir güç bulunduran Titanlarsa bunu fırsat bilerek kendilerini yeryüzünün hâkimi ilan etmişlerdi. Olimpos’taki ihtişamlı tapınaklardan yükselen seslerden de anlaşılacağı gibi planlar yapılıyordu. Tabii ki de böyle bir ortamda sesi en çok duyulan savaş Tanrıçası Athena’nın sesiydi. “Onların arasında süregelen anlaşmazlıktan faydalanmak bize göre değil! Biz ki kudretli Tanrılarız, yeryüzüne gönderdiğimiz Titanları geri çekmek bizi aşağılamaktan başka hiçbir işe yaramaz.” Titanların isimlerini bile anmak istemiyordu, hele ki Dianne… Onu bizzat kendisi görevlendirmiş ve kutsamıştı. Şimdiyse Titan’ın tek yaptığı onun güvenini boşa çıkarmaktı. Aptal kız, sonunu kendi elleriyle hazırlıyor. Bütün Tanrılar ona görevini verirken umutluydu, ama şimdi… Olimpos’tan yükselen sesler bir süreliğine susmuştu. Bulutlar bile kulak kesilmiş ne hüküm vereceklerini dinliyordu. Baştan beri sükûnetini koruyan Zeus, bir yandan sakalıyla oynuyor, bir yandan da düşünüyordu. Bu durumda nasıl bir yol izlemesi gerekiyordu. Athena’nın haklılığı karşısında Titanlar’ın yolundan sapmaları vardı. Eğer olayları zamana bırakırsa Titanlar’ın yapacaklarını toparlamak her zamankinden daha fazla uğraştırıcı olacaktı. Göklerin hakimi Zeus, ilk defa bir şeyi bu kadar düşünüyordu. Tanrıların arasında bir anlaşmazlık çıkması an meselesiyken elini havaya kaldırmasıyla herkes sessizliğe gömüldü. Bu olağanüstü durum yüzünden yer altı krallığından Hades bile gelmişti. O bile Titanlar’ın yaptıklarına akıl erdiremiyordu. Toplantının başından beri sessizliğine korumuştu. Nihayet herkes sustuğunda zamanın geldiğini anladı ve yavaşça söze başladı. “Bakın, eğer birileri görevini kötüye kullandıysa cezalandırıl-“ Hades’in sözünü kesen Hera olmuştu. Normalde olsa böyle bir davranış ona yakışmazdı ama şimdi durum çok farklıydı ve sabrı taşmak üzereydi. “Ne yani, onları öldürelim mi? Sözlerinden bunu anlıyorum sevgili Hades. Ölüm onlar için bir ödülden farksız olur.” Olimpos’a bile böylesine bir kargaşa hâkimken yeryüzü kim bilir ne haldeydi…
Günler, hatta haftalar süren tartışmalar sonucu hiçbir sonuca ulaşamıyorlardı. Zaman en büyük düşmanları haline gelmişti. Hala bir ortak yol bulamamışlardı. Athena baştan beri onlara yardımcı olmak yerine sürekli açmaza sürüklüyordu. Kendi içinde yaşadığı ikiliklerin dışa vurumuydu aslında yaptığı. Çok güvendiği Titanlarının onu yüzüstü bırakmış olmasına hala inanamıyordu. Onun kadar zeki olup da bunu daha önceden fark edememiş olmak düpedüz aptallıktı. Onlara bahşettiği kutsal güçleri hiçbiri düzgün bir şekilde kullanmamıştı. Aslında Gwydion biraz daha masumdu. Diğerlerine kıyasla, o aydınlıkta kalabilmiş nadir Titanlardandı. En azından Baş Titan’ı düzgün seçmişlerdi. Yüzyıllardır süregelen sükûneti bozanları cezalandırmalıydılar. Dianne’e koruması için verilen madalyon, Karanlığın Askerleri’nin eline geçmişti ve büyü bozulmuştu. Dalaran Büyücüleri’ne bahşedilen Ehlon Tanrılar tarafından geri alındı ve bir daha onlara geri verilmemek üzere Olimpos’a getirildi. Yeryüzündeki hiçbir canlıya güvenmiyordu Tanrılar artık. En iyisi hepsini lanetleyip bir mahzene kapatmaktı. Bazıları çoktan lanetlenmişlerdi ama bunun farkında değillerdi. Elwynn, yaşaması gerekenden çok daha fazla yaşamıştı bile.
Güneş yavaşça uykuya dalarken, Olimpos’tan sesler yükseliyordu. Hades de ortamı terk etmişti artık. Tabii, Poseidon’u arkasında bırakarak… Zeus ve Artemis kafa kafaya vermiş planın sınırlarını çiziyorlardı. “Son olarak da Elwynn’i zamanın her anından silmek var.” Zeus’un ağzından çıkan bu sözler eşliğinde evrendeki her şey sessizliğe gömülmüştü. Söyledikleri karşısında Hera bile şaşkınlığını gizleyememişti. Elwynn’in yok edilmesi demek, Karanlığın sonu olurdu. Yüzyıllardır süregelen savaşın sonu olurdu bu. “Onu yok etmek birçok kişinin hayatını etkile-“ Athena’nın sözünü kesen Denizler Tanrısı Poseidon olmuştu. Uzun zamandır sadece dinlemişti, fikrini beyan etmemişti. “Hayatı etkilenecek olanlar yine Karanlık kişiler değil mi? Böylesine bir karanlığın yeryüzüne çökmesini sağlayan kişiler değil mi? Bırak acı içinde gebersinler!” Athena’nın bakışları tamamıyla nefret doluydu. Sözünün kesilmesinden nefret ediyordu ve her seferinde birileri çıkıp onu susturabiliyordu… Tanrıların Tanrısı Zeus yavaşça ayağa kalktı ve ellerini masaya koyarak konuşmaya başladı “O zaman; Öncelikle Titanların icabına bakılacak. Bu işi Hades’e veriyorum… Elwynn’in yok edilmesiniyse kendi ellerimle yapacağım…” Tam herkes gitmek üzereken Zeus tekrar konuşmaya başlamıştı. “Son olarak tüm bunların gerçekleşmesinden sonra zamanda altmış yıl ileriye gidecekler. Uzun bir süre Aydınlık ve Karanlık arasında savaş olmasın istiyorum. Toplantı sona ermiştir!” Titanlar’ın ve Karanlığın yok edilmesinin doğuracağı sonuçları herkes merak ediyordu.
~~~
Aradan altmış yıl geçmiş olmasına rağmen hala yeryüzündeki barış bozulmamıştır. Karanlık ve Aydınlık müritleri tarafından yapılan anlaşmayı henüz hiç kimse ihlal etmemişti. Elf Krallığı’nda her zamanki gibi işler karışıktı. Bir zamanların en karanlık büyücüsü Jeanne, Lord yok olduğunda karanlık yönünü unutuvermişti. Ne büyü güçlerinden haberdardı ne de özel gücünden. Tek bildiği Elf Krallığı’nda prenses olduğuydu, ama ondan bile emin değildi. Bir sabah gözlerini açtığında Ellawello Yanardağı’nın eteklerinde yerde boylu boyunca yatıyordu. Acaba geri döndüğünde Krallıktakilerin tepkisi ne olacaktı? Kurgu tamamen Fantastik Çağ RPG'ye aittir. Kopyalanması ve alınması yasaktır!
______________________________ |
|